Kendini Arayan 1

Posted by

Sıradan yaşadığı günlerden biriydi. Geçmiş ile gelecek arasında kalan duygularına tercüman olmasını istediği ama karşısına henüz çıkmayan sevgilisini hatırladı. Sahi yüzü nasıldı? Gözleri güzel miydi? Gamzeleri mi vardı yoksa yanaklarında. Bazen yüzleşmekten çekinirdi. Utangaç biriydi. Dağınık odasında otururken bir gün yine hayali sevgilisinin kendisini izlediğini hissetmiş olsa gerek hemen odasını toplamaya kalktı. Temizliğini bitirir bitirmez usulca izlediğini düşündüğü sevgilisinin sağ yanına kıvrılıverdi. Öylece uyuyakaldı. Günlerden bir gün yine sevgilisinin yüzüne bakma cesaretini toplamış olsa gerek gözlerini kapatıp hayale dalmaya çalıştı. Gün boyu çalışmaktan yorgun düşmüş bedeni gözlerini kapatır kapatmaz onu uykuya zorladı. Uykunun sırası değildi. Görmeliydi. Kim di bu kız? Ona yapmayacağı şeyleri yaptıran… Bazen atışırlardı. Kız erkeğe serzenişte bulunurdu ilgisizliğinden dolayı. Çocuksa aslında nazardan korkanlar gibi çok tereddüt ederdi. Kaç sefer görmek için cesaret etti ama her seferinde vazgeçti bu düşünceden. Göremediği, yaşayamadığı ama yaşamak için gözlerini kapatmak zorunda olduğu bu sevdasına çok değer verdiğinden midir bilinmez ona isim bile bulamamıştı. Yakıştıramıyordu hiçbir ismi. O bambaşka bir kişiydi. Bazen aynı dünyada olduklarını hatırlardı ve sol yanı sanki boşluktan düşermiş gibi ürperirdi. İş yerinde çoğu zaman tek çay içmekten sıkılmış olsa gerek kendi adına 2 çay söyleyip peş peşe içerdi . Aslında insanlar öyle zannederdi. Sevdasıyla karşılıklı çay içmek… Ne güzel bir his bu yahu diye söylenirdi. Canı sıkıldığında alır sevdasını da sahile inerlerdi. Sahile gittiğinde sevdası sanki daha bir belirgin hale getirirdi kendisini. Zaten denizin çocuğuydu. Denize baktığında dünyaya hükmedebilecek kadar güç geliyordu bedenine. Bankın hep sağında otururdu. Arada yer değiştirirler, yoğunluktan banka gelip oturmaya çalışan insanlara yer vermemek için tam ortasına otururlardı. İstanbul da geçirdiği bu 2. yılıydı. Milyon kişinin içinde kendini arayan çocuk için günler böyle gelip geçiyordu. Göreceli yalnızlığı onun tek dostu olmuştu, çoğunluğun içindeki kayıp kişi olmaya seçmişti bu durumu…

One comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir